“Gandalf Aleyhisselam” mı, o da ne?

Cafcaf’ın 53. sayısı sonunda çıktı. Hepi topu bir mizah dergimiz var, onu dayalnızca üç ayda bir çıkartabiliyoruz. Kadere bakın ki, derginin bu durumu bile mizah konusu. Yazarı, çizeri, okuyucusu, editörü, GYYsi, hepimiz külahlarımızı önümüze koyup bir düşünelim her şeyden önce, neden diye.

Hâlbuki çok seviyor, çok beğeniyor, çok da destekliyoruz lafa gelince. Tabii ki hiç güldürmediği, mizahla alakası olmadığı düşüncesine sahip olanlar da var bol sayıda, lafım onlara değil. Hitabım, mizahı, karikatürü şaklabanlık, belden aşağı yazıp, çizip güldürmek olarak görmeyen, kafatasımızın içindeki nimeti biraz kullanarak verilecek mesajın farklı şekilde ifade edilebileceğini, söyleyecek sözün karikatürle çok da vurucu bir üslupla çizilebileceğini kabul buyuranlara. Hem mizah başlı başına hayatı ifade ediş tarzıdır, tavır alıştır, tercihtir, şebeklik değil! Madem öyle sahip çıkmaktaki yavaşlığımız niye?

Cafcaf biraz da budur işte

Dergiyle ilgili serzenişlerimi ifade ettikten sonra, konu Cafcaf’ın mizah anlayışına, karikatürü kullanış alanına gelirse, son sayıdaki “Gandalf Aleyhisselam” köşesi, çok da şahane bir örnek bence. Köşe, Hakan Öztürk’ün ince zekâsından, Yavuz Girgin’in maharetli ellerinden çıkmış olup, ilk bakışta ‘bu da ne böyle?’ dedirtecek kıvamda. İşte asıl iş vurgulanan mesajda. Bulup buluşturun, dergiyi edinin derim.

Ha Gandalf, ha Caillou

Bahsettiğim bölümde, yazar hepimizin “Yüzüklerin Efendisi” film serisinden rahatlıkla hatırlayabileceği bir karakter olan Gandalf’tan bahseder ve ona atfedilen değerden. Gandalf, özetle, romanın yazarı olan Tokien’in kurguladığı, Orta Dünya’da kötülerle daima mücadele eden iyi(!)  bir büyücü. Nihayetinde bir roman kahramanı, bir kurgu, uydurma bir karakter. Caillou ve Peepe kadar kurgu. Kendi çapında iyiliğe, güzelliğe vurgu yapsın diye oluşturulmuş tiplemeler.

Gandalf kim için kurgulandı?

“Gandalfvari” karakterler aslında Batı’nın ciddi eksikliğini çektiği ve ihtiyaç duyduğu unsurlardan biri olduklarından dolayı önemliler.  Dolayısıyla Batı romanında ve sinemasında iyiliğe yapılan vurgu, kutsal kişi profili çalışmaları biraz da  bu mahrumiyetin bir sonucu. Özetle, hedef kitle biz değiliz, herşey Batı kültüründe yaşanan çatlakları sıvama gayesiyle kurgulandı. Ancak nasıl oldu da biz üzerimize alındık, Gandalf’ı beyaz peredede bırakamadık, Gladyatör’deki Maximus’tan çok etkilendik, Star Wars’daki küçük yeşil bilge(!) Joda’ya hayranlık duyduk, orası tam kara mizah konusu.

Az kalsın türbesi yapılacaktı!

“Yüzüklerin Efendisi” filminin vizyonda olduğu dönemi hatırlarsak, genel olarak yapılan yorumlamaların içinde bu ak sakallı dedeye yüklenen misyon da vardı. Ülkemizde de pek büyütüldü, pek hürmet gördü hazret. Tıpkı Cafcaf’ta vurgulandığı gibi az kalsın türbesi yapılıp, kapısında duaya durulacaktı. Kafalarımızdaki bu karışıklığın nedenleri ve niçinlerini tartışmak apayrı bir yazının konusu olur, hem de çok uzun ve girift bir yazının. Hiç o mevzulara girmeyelim. Zaten sana bulaşmayan yılan bin yıl yaşasındı.

Ahlâkı, erdemi dışarda arar olduk

Herşeyi bir kenara atalım, ‘sahip olduğumuz hazineden bu kadar mı bîhaber kaldık ya hu?’ dedirtiyor  halimiz. Yaşadığımız coğrafyanın her köşesinden fışkıran, hayranlık uyandıracak karakterleriyle takip edilmesi gereken mübarek zâtların ve dahi sınırlarımız dışında kalsa da etkisi tüm kuvvetiyle süren enbiyaların ve evliyaların varlığı bizi gaflet uykumızdan uyandıramadı diyelim. Peki ya “ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim”diye buyuran bir Peygamberin ümmeti olmamız da mı yetmedi? Görünen o ki, bilmem kaçıncı uykuya geçmişiz bile!

Çizginin gücü!

Sonuç olarak ben konuyla alakalı daha üç sayfa doldurabilecekken, Hakan Öztürk ile Yavuz Girgin kafa kafaya verince Cafcaf’ın 53. sayısındaki “Gandalf Aleyhisselam” isimli köşe ortaya çıkmış ve söylenebileceklerin hülasası çok da keyifli bir dille ifade edilmiş. “Çizginin gücü” diyorum işte ben buna ve önünde eğiliyorum. Anlayanları, sivri sinek saz ekibiyle başbaşa bırakarak, Cafcaf okumaya davet ediyorum.

Pin It