“Çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?” Yoksa bu ifade artık ileri demokrasi, hoşgörü ve özgürlüğün ifadesi olarak mı kullanılacak? Zira eskinin Çekoslavakyası, Sovyetler dağıldıktan sonrasının Çek Cumhuriyeti’nde vuku bulan hadise biz gibi demokrasi, insan hakları, özgürlükler hususunda sık sık sınıf sonuncusu olup ikmale kalan bir ülkenin anlayabileceği bir hadise değil!

Uçan spagetti tanrısı mı?

“Pastafarianismus” deyince belki pek bir çağrışım gelmez zihninize. Özetle, “uçan spagetti canavarı” tanrısına iman etmiş bir grup insancık, temelleri 2005 yılında Amerikan eğitim sistemindeki yaradılışçılık anlayışını protesto etmek olan bir fizikçi tarafından atılan bu dine iman ediyor. Ritüellerini eda edip, kendi çaplarında yaşıyorlar inançlarını. Hatta bu inançlarının gereği sosyal hayatlarının bazı alanlarda uygulamaları, sembolik giysileri var. Biraz şaka, biraz ciddi kendi yağlarında kavruluyorlar, dünyanın dört bir tarafında da takipçileri yok değil.

Makarna süzgeçli vesikalık.

İşte bu enteresan ama bizi pek alakadar etmediğini düşünebileceğimiz sosyal ve psikolojik olaya ilginçlik katan süreç Çek Cumhuriyetinde yaşandı. Konu, Pastafari olmayı tercih etmiş Çek asıllı bir politikacının, kimlik kartı için başında kutsal (!) “makarna süzgeciyle” çektirdiği vesikalık fotoğrafı kullanmak istemesiyle yeni bir boyut kazanmış oldu Avrupa’da. Aslında her şey biraz dalga, biraz absürtlük temelli ve sınırları zorlama hedefli iken nüfus idaresindeki memurlar için durum gayet ciddi bir görev idi. Süzgeçli vesikalıkla kimlik kartı düzenlemekte hiç bir beis görmeyecek kadar hatta. Nihayetinde bir kişinin dini inanışı gereği süzgeç takması ve bu süzgeçle çektirdiği fotoğrafı kimlik kartında kullanması ziyadesiyle doğal bir istek. Tez yerine getirile!

Yaygın din olsaydı…

Vakıa o ki, dini inanışın ve dolayısıyla uygulamalarına sınırsız saygı görmesi, geçici de olsa Çek Cumhuriyeti’nde yaşanabildi.Sonrasında İçişleri Bakanlığı duruma el koyup, Pastafarianismus’un yaygın bir din olmaması sebebiyle süzgeçli fotoğrafın kullanımını engelledi. Yaygın din olsaymış, kabulleriymiş gibi! Daha düne kadar öğrenci, hekim, avukat gibi bir çok meslek grubunun kimlik kartlarında özgürce, dünyanın dört büyük dininden biri olan İslam’ın sembolü olan başörtüsüyle fotoğrafı kabul edilmeyen kadınların yaşadığı Müslüman ülkenin vatandaşları olarak bu beyan üzerine Çekoslavakyalılaşma isteği doğmadan, yaşanan ümitvar hareketlenişe odaklanmakta fayda var. Zira yaygın dine duydukları saygı işlerine gelene kadar.

Asıl mesele ne?

Aslında uygar, demokrat, olağanüstü insan hakkı müdavimi, inançlara ultra saygılı Batı’yı örnek alıp, memleketi tü kaka etmek derdinde olmayacağımız gerçeğiyle, hiç de umrumuzda değil Çekoslavakyalının hassasiyetleri. Süzgeçli Pastafariye gösterdiği saygıyı, anlayışı dünyanın hiçbir yerindeki Müslüman’a göstermeyecekleri de paranoya değil. Demokrasiyi bile yalnızca kendi işine geldiğinde savunan, dolayısıyla aslında savannanın kendi işediği alanına hükmü geçen hayvandaki iç güdüyle hareket eden bir zihniyetten bahsediyoruz. Köpeklerdeki “ne kadar yükseğe işersen, diğer köpekler tarafından o kadar iri zannedilirsin” kandırıkçılığında bir cüce algısı. Dolayısıyla, Çekoslavakyalılaşmak ya da Çekoslavakyalılaşmamak, işte asıl mesele bu! Mısır, Suriye, Filistin, Arakan, Doğu Türkistan, Yemen, Sudan vs. değil (!)

Pin It